Güney'in Serüveni - Atıf ÖZBİLEN

Elinizdeki 24'üncü sayı ile GÜNEY, ikinci yılını doldurmuş  bulunuyor.

Güney'i; güneyli gençlerin amatörce bir heves uğruna toplaşıp dayanma gücü oranında yaşatmağa çalıştıkları, "şuradan buradan toplanmış takviye kuvvetlerin marifetile çıkan bir dergi" sanıp bu yolda sözünü edenler oluyor. Öte yandan, her sayısını öncekilerden daha güçlü bulup Güney'e tutulanlar, bunun bir bölgesel dergi değil, İstanbul sanat merkezinden Türkiye'ye yayılan bir sanat dergisi olduğu kanısına varıyorlar. Ama bu kez, sormadan edemiyorlar: Öyleyse neden Güney?

Üçüncü yılımıza başlamadan önce "Güney'in serüveni"ni anlatmak istiyorum. "Neden Güney?" sorusunun yanıtları bu serüvenin içindedir...

20 - 23 yıl önceki Adana'yı düşünüyorum şimdi. Biz güneyli gençler hep biraradaydık. Halkevinde "edebiyat matineleri" düzenliyorduk. "Gençlik dernekleri" kuruyorduk. İşbölümleri yapıyorduk. Arkadaşlarımız durup dinlenmeden çalışıyorlardı. Tiyatro kolumuz komşu illere çağrılıyordu; gidiyorduk, temsiller veriyorduk. Gençlerin yönetiminde günlük gazeteler "edebiyat sayfaları" yayınlıyorlardı...

Yıllar yılı hep düşünürdüm; dergi değil de, bir sanat gazetesi düşünürdüm. Şöyle haftalık ya da onbeş günlük olsun; gençleri başıma toplayabileyim, sesimizi duyuralım yöreye ve de Torosları aşıp bütün Türkiye'ye...

Yıl 1950.

Güneyde alabildiğine bir "hareket" var ya; öyleyse "Güney Hareketleri" olsun dedim bu onbeş günlük edebiyat-sanat-fikir gazetesine. 10 kuruşa satılacaktı. Ve ilk sayı, 19 haziran 1950'de çıktı.

Güney Hareketleri'ni uzun süre yaşatamadık. Cebimizden yaptığımız harcama 6 sayıya yetebildi. İçimizde bir burukluk, boynumuz bükük, kalakaldık...

Yıl 1954.

Yine Halkevi bahçesinde toplanıyoruz. Yine edebiyat üzerine, sanat üzerine, dergiler ve yayınlar üzerine konuşuyor, tartışıyoruz. Arada bir Güney Hareketleri'ne değiniyoruz. Birlik olup neden çıkarmıyalım diyoruz. Peki çıkaralım. Birlik olunca, hemen tüm sorunları çözebiliriz. Anılarım yanıltmıyorsa, 14 arkadaş, karar veriyoruz. Her ay 10'ar lira verirsek bu iş olur mu? Olur. Reklâm da sağlarız, sağdan-soldan. İyi. Bir de işbölümü yaparız; belli sürelerde sırayla görevleniriz. Yürütür gideriz. Tamam mı? Tamam. Peki, adı ne ola? Güney Hareketleri. Olmaz diyorum ben. içimde bir burukluk var ya!. Başka bir ad bulalım. "Hareketleri" kaldıralım, salt "Güney" olsun.

 

GÜNEY, 1 nisan 1954'te çıktı. Yine gazete türünde, bu kez aylık. Torosları da aştık. Bütün Türkiye'ye sesimizi duyurabildik. İki yıla yakın bir süre içinde sözümüz edilir oldu.

Ama ne var ki, aramızdaki bağlılık, tutkunluk hep öyle sürüp gidemedi. Çeşitli nedenlerle çözülmeler başladı. Sonunda bir arkadaşımızın üstünde kaldı Güney'in tüm yükü... ve paydos!..

Yıl 1967.

15 yıl sonra GÜNEY istanbul'da. Üçüncü yılımıza giriyoruz. Güngünden artan ilgilerinizle Güney'i daha ileriye, daha yeniye götüreceğiz. Ve önümüzdeki 25'inci sayımızda, Güney'in son iki yılını anlatacağım sizlere...

Saygılarımla...