ÖYKÜ

BIRAKIP GİTMEK - Erhan TIĞLI

"Gitme" diyor. "Gitmiyorum" diyorum. "Gidecek gibi duruyorsun da" diyor. "Olabilir" diyorum. Yalvaran bakışlarla bakıyor, bu tür bakışlarını beğenmiyorum. En çok kızdığım bu merhamet dilenmeler, acındırmalar zaten. Hele ağlamaklara fitil oluyorum... "Gitmek gerek" diyorum kendi kendime. Bu böyle sürüp gidemez. Bu şefkate benzeyen sevgi, bu kıskanç ilgi doyurmuyor beni. Olmuyor. Önce biraz enteresandı, ama şimdi alışkanlık, bıkkınlık aldı yerini. Bacakları açılıyor bakıyorum, hemen kapıyor, kızıyorum. Çamaşır yıkarken en olmadık yerlerini gösteren ama başlarına hemen bir örtü geçirmeyi ihmal etmiyen ya da sokakta bir yandan kaçınıp örtünürken bir yandan da erkeğin ta gözlerinin içine bakan kadınları ansıyorum. Gidip açıyorum bacaklarını, "Ne var gizliyecek" diyorum. "Doğru, sen yabancı mısın? Alışkanlık işte." diyor. "Ama yakında olurum" diyo­rum, gözlerine bakamıyorum. Yollarımız bir değil, ayrı dünyaların insanlarıyız biz. Nasılsa olmuş bir şey ama böyle sürüp gidemez bu. Bunu o da biliyor ya ne zaman gitmeğe davransam bir şeyler yapıp bu oyunu sürdürmenin bir yolunu buluyor. Ne kazanıyor bundan bilmem ki! Oysa bu kere kararlıyım, bilmiyor. Teselli makamında yanına yaklaşıyorum, çorap lastiğinin kızarttığı yerlerini öpüyorum. "Gitmek kolay, kalmak zor" diyor bir şarkı. Oysa gitmek zor. Sıkıntıyla duvarlara bakıyorum. Ne olurdu bu kadının da bütün çağrılarına böyle duvar kesilebilseydim. "Bırakma beni" diyor, kucaklıyorum, sarılıyor bana sımsıkı yılan gibi kollarıyla. Göğüsleri gıcıklıyor içimi, uzak durmaya çalışıyorum. Eziyorum vücudunu hoyratça, "Yapma" demiyor hiç. Bir "Yapma" dese de kavga çıkarsam, çekip gitsem. "Gene gelirim" der gibi "Artık hiç gelmeyeceğim" diyebilsem. Dudaklarına bakıyorum, üstlerindeki tüyleri yolmuş hep, bana güzel görünebilmek için her halde. Şunları bir kanatsam, acısa, konuşamasa, "Gitme" diyemese. —Öyle bir "Gitme" diyor ki takılıp kalıyorum— Saçlarını bozuyorum, kızsın diye. Hiç ses çıkarmıyor, "Çirkinleştin bak, cadılara döndün" diyorum. Kalkıp taranmak istiyor, bırakmıyorum. "Süslenip güzelleşecektim" diyor, "Boyanacaktın değil mi? Ben sevmem boyalı kadınları." diyorum. Bir sigara yakıp dumanını üstüne üflüyorum. "Bana da verecek misin?" diyor. "Hayır", "Niçin?" "Sevmem sigara içen kadınları da ondan"... Üstelemiyor. Bir üstelese. Bir dalıma bassa. Sıkıntıyla pencerelere bakıyorum, kapalı. Off, ben de pencerelerimi bir kapatabilsem bu kadına. "Canım sıkılıyor, bunalıyorum, anlıyor musun?" diyorum, "Anlıyorum" diyor. Oysa anlamıyor. Çağırır gibi bakıyor, anlamazlıktan geliyorum .Bıktım artık bu oyundan, tatmin olamıyorum. Tez zamanda kaçmalıyım bu kadından, robotlaştım be! Kendime bir çeki düzen vermeliyim. Annem kız aramalı benim için. Övünmeli sağda solda, fotoğrafımı göstermeli mahcup kızcağızlara. Söz vermeler, nişanlar, saygılı duruşlar, kaçamak bakışlar, utangaç görüşmeler, balolar, düğünler.. olmalı. Her sevişmede kızarmalı, heyecanlanmalı karım, bir kuş gibi çırpınmalı, atmalı yüreği, yanına uzanınca. Çocuklar, akrabalar, komşular olmalı. Bunlar benim hakkım değil mi yahu? Peki bu kadın ne yapacak ben terkedince. Ne ederse etsin, o tükenmişin biri zaten. Beni de kendine benzetecek, tüketecek gitgide.. Şu halde veba gibi kaçmalıyım ondan. Onu düşüneyim derken kendimi mi mahvedeceğim be! Bir sigara daha yaktım... Ya da işveli, tecrübeli bir yosma olmalıydı bu. Bağıra çağıra tartışmalıydık. "Git, defol!" demeliydi, içinden gelmese bile. Yalvarmamalıydı. Sonradan barışsak bile içkilerle, şarkılar, türkülerle kutlamalıydık bunu. Karşılıklı oyunlar oynamalı, dans etmeliydik neşeyle... Yanına yattım, hiç ses çıkarmadı. Oysa konuşmalı, bir şeyler demeliydi, yaşamanın güzeliğinden, aşktan, dünyadan söz etmeli, şiirler okumalı, okuduğu kitaplardan, gördüğü sinemalardan, tiyatrolardan bahsetmeliydi. Teselli edici cümleler, avutucu sözler bulmalı, şakalaşmalı, gülmeliydi. Oysa bu romantik düşlere dalmaktı, fotoroman okumaktı, hüzünlenmek, ağlamak "Gitme" demekti. Arada bir susmak, söyleyecek kelime bulamamak, kuzu kuzu oturmak, koyun gibi durmak... tı. Gözlerini kapatmıştı. Gitsem ona, gitmesem bana yazık olacaktı. Ne gerekiyorsa onu yapmalıydım. Benim yerimde o olsaydı ne yapardı acaba? Baktım, uyuyordu. Yavaşça sıyrıldım yanından, ayaklarımın ucuna basarak kapıya yöneldim. Açtım kapıyı, serin bir rüzgâr çarptı yüzüme. Oohh!.. Çıktım dışarı.

 

AYKIRI

Su göğe erişince

Bulutlar anadandoğmadır

Ama bir çimen ağlar

Ortalıkta

 

Sonra yağmur niye yağar

 

André VERDET

Çeviren: Nur TÜRETKEN

 


NAKIŞLAR

İS KARARTTI ÇIRAYI

GÜNEŞE YÖNELDİ BAKIŞLAR

 

DOĞDU GÜZEL DOĞDU ÇİRKİN

EBEMKUŞAĞININ GERİLDİ YAYI

GÖKYÜZÜNDE BELİRLENDİ NAKIŞLAR

 

Ali ÖZCAN

 


OZAN BARIŞ

Ozan koydum

Adını savaşçıların

Bilinçten kılıçları

Us'tan ok yayları

Yazıdan bombaları!

 

Ozan koydum

Adını savaşçıların

Çala kılıç, çağ içre;

Varmışız kısa günde

Uygarlığın ötesine!

 

Ozan koydum

Adını savaşçıların

Yönü yok yeryüzünün

Birliğini sağlayan

Bizi barışa bağlayan!

 

Ömer Selahattin DEMİRCİ